AHMET ÜMİT-PATASANA KİTAP ÖZETİ

thumbnail

Arka Kapak Bilgisi

Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana’nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar… Hititlerin tükenişi, Asurlular… Osmanlının son dönemleri, Ermeniler… Günümüz Türkiyesi, Kürtler… Akan kardeş kanı… Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk… Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt… Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme…

“Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, ‘Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,’ yazılan Saray Başyazmanı Patasana.”

Patasana Özeti

“Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım.” diye başlar Patasana’nın tabletleri. Kitaba adını veren Patasana, Hitit döneminde yaşamış bir saray başyazmanıdır.

Kitap, bir arkeolog grubunun Antep’e kazı için gelmesi ve çevrelerinde gelişen gizemli cinayetleri konu alır.

Esra’nın başkanı olduğu Bernd, Timothy, Teoman, Murat, Kemal ve Elif’ten oluşan yedi kişilik bir kazı ekibi, Antep’teki kazı çalışmaları sırasında Patasana‘nın tabletlerini bulmaya başlarlar. Bu tabletler, dünyanın en eski yazılı kaynaklarıdır ve yazman Patasana’nın yaşam öyküsünü anlatır. Lakin tabletlerin bulunduğu yer, köylülerin yatır olarak inandığı Kara Kabir’in yalnızca yirmi metre ilerisindedir ve köy halkı bundan oldukça rahatsız olur. Nitekim köyün yaşlılarından olan Hacı Settar’ın caminin minaresinden aşağı atılarak öldürülmesini de Kara Kabir’in rahatsız edilmesine yorarlar. Kazı ekibi başkanı Esra, bu olaydan oldukça rahatsız olur ve üzülürler. Katili bulmada onlara Yüzbaşı Eşref yardım eder. Bu olaylar devam ederken, Esra ile Eşref arasında duygusal bir yakınlaşma olmuştur.

Kazı çevresinde gelişen ikinci cinayet ise köy korucusu ve ileri gelen aşiretlerden birinin reisi Cemşit Ağa‘nın kafasının kesilip kucağına oturtulması olmuştur. Bu olay karşısında şaşkına dönen kazı ekibi, köylülerin cinayeti yine Kara Kabir’in lanetine bağlayacaklarından korktuğu için katili aramaya başlarlar.

Bir akşam yemek yedikten sonra çardakta çay içerken, kazının fotoğrafçısı Elif’in ayağını akrep sokar. Bunun üzerine Elif’in sevgilisi aynı zamanda arkeolog Kemal ve Esra onu hastaneye götürürler. Götürdükleri hastane başhekimi Timothy‘in yakın arkadaşı David olan Amerikan Hastanesi’dir. David onlara çok yardımcı olur ve Elif’e ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Esra’yı odasına bir şeyler içmeye davet eder. Sohbete sırasında David, babasının bundan tam yetmiş sekiz yıl önce bu cinayetlere benzer üç cinayetin işlendiğini hatırladığını söyler. Nitekim Papaz Kirkor önceden kilise olan caminin çan kulesinden aşağı atılmış, Ohannes Ağa kafası kesilerek kucağına oturtulmuş, bakırcı ustası Gabo dükkanındaki kirişlerden birine asılmıştır. Buna çok şaşıran Esra, katilin yetmiş sekiz yıl önce işlenen cinayetlerin intikamını aldığını tahmin eder. Bu tahminini Yüzbaşı Eşref’ e de söyler ama Eşref cinayetlerin terör örgütünün işlediği kanısındadır.

İşlenen üçüncü cinayet ise bakırcı ustasının oğlunun asılması olur. Bunun üzerine Esra‘nın tahminleri kesinleşir. Ama Patasana‘nın tabletlerinin dünyaya duyurulacağı basın toplantısına çok az bir süre kaldığından bu cinayetin üzerinde fazla durmazlar. Basın toplantısının yapılacağı sabah erkenden kalkarlar. Erkenden Antep’e gitmektir niyetleri. Ama Kemal kayıptır. Erkenden dışarı çıkmış ve dönmemiştir. Kemal’in Elif’le aralarının iyi olmadığı için biraz uzaklaşmak istediğini tahmin ederler. Tam yola çıkacakları sırada, Yüzbaşı Eşref çıkagelir. Yüzü asık ve oldukça üzgündür. Kemal’in ölü bulunduğunu haber verir. Bütün kazı ekibi bu haber karşısında yıkılır. Ama en çok etkilenen Esra ve Elif olmuştur. Esra üzüntüden etrafındakileri suçlamaya başlar. Özellikle Bernd’i suçlar çünkü bir gece önce Kemal’le tartışmışlardır. Ama her şeye rağmen basın toplantısına giderler. Basın toplantısında yapılan konuşmalar sırasında katil açığa çıkar ve hikaye son bulur.

Ahmet Ümit‘in diğer kitaplarında olduğu gibi okuyucuyu şaşırtmayı başardığını söyleyebilirim. Kitap betimlemeler açısından oldukça zengin. Polisiye roman severlerin bu kitabı okumalarını şiddetle tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top