BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ ÖZET

Bir Delinin Hatıra Defteri Özeti
Gogol Bir Delinin Hatıra Defteri

Gogol’un bu unutulmaz kitabında en sevdiğim unsurlar; kitabın karakterleri ve sıra dışı olaylar oldu. Kitapta adaletsiz dünya bir delinin yaşadıklarıyla anlatılmıştır. Haksızlıklara boyun eğme özelliği fakir olan insanlara, sesini yükseltmek hakkı ise makam ve mevkii sahibi insanlara ait olduğu bu dünyayı Gogol çok güzel bir şekilde eleştirmiştir. Kitabın dili yalın ve sade, öykülerdeki olaylar ise çarpıcı ve heyecan dolu. İnsanlara olan yanlış bakış açımızı değiştirmek ve kendimizi adalet süzgecinden geçirmek için okunması gereken bir kitaptır.

Nikolay Gogol’un beş tane durum öyküsünden oluşan kitabı, “Makam” kavramını ele alır. Kral-halk, güçlü-zayıf, zengin-fakir, üst sınıf-alt sınıf ve memurlar arasındaki kademe farkını anlatır. Beş tane öyküde halk arasındaki ayrıma değinmesine rağmen, makam ve mevkii düşüncesini en çok somutlaştırdığı ve okuyucuya aktardığı öykü “Palto”dur. Palto hikayesinde ana karakter olan Akaki Akakiyeviç, dokuzuncu dereceden bir memurdur. Bir dairede yaşar ve en büyük zevki, aynı zamanda işi olan yazıları kopya etmektir. Bir devlet dairesinde yazıları ve mektupları muntazam bir şekilde kopya eder. Ancak Akaki akıl sağlığı yerinde olmayan biridir ve yoksuldur. Üzerinde eskiyen ve yırtık paltosuyla işine gidip gelmektedir. Paltosu oradaki memurlar tarafından tam bir alay konusudur. Onu küçümseyip, haksızlık yaptıkları halde Akaki onlara ses çıkarmaz. Ancak üşüdüğü için komşusu terzi Petroviçe bir palto yaptırmaya karar verir. Bütün parasını bu paltoya harcar ve büyük bir heyecanla paltosunu giyip işe gider. İş yerindeki diğer memurlar yarım akıllı Akaki’nin yeni paltosunu kutlamak için bir parti düzenlerler. Akaki ne kadar istemese de bu partinin kendi için düzenlendiğini sandığından partiye gider. Kutlamadan sonra Akaki yeni paltosuyla dairesine giderken, hırsızlar onun paltosunu çalar. Bu duruma Akaki çok üzülür. İş arkadaşlarından biri ona eğer üst memurlardan “önemli kişi”ye giderse onun paltosunu bulacağını söyler. Akaki önemli kişiyi bulur ve derdini ona anlatır, paltosunu bulmasını ister. Otoriter sahibi, kendini beğenmiş, üst sınıf rütbeye sahip olan önemli kişi onu çok ağır bir şekilde azarlar ve odasından kovar. Akaki onun bağırışlarından çok korkar ve hastalanır. Ancak hastalığı bir türlü iyileşmez ve ölür.

Akaki öldükten sonra ortalarda onun hayaletinin dolandığını ve insanların paltosunu çaldığı söylentisi çıkar. Önemli kişi Akaki’nin öldüğünü duyunca vicdan azabı duyar ama bu durumu çabuk atlatır. Bir gün önemli kişi at arabasında giderken Akaki’nin hayaleti gelip onun paltosunu da zorla alır ve o olaydan sonra civarda daha onun ruhu görülmez. Bu hikaye böyle sona erer. Görüldüğü gibi bu öyküde üst kademe memurların otoritesi, bencilliği, alt sınıfı ezmesi, hor görmesi ve adaletsiz dünya yapısı anlatılır.

Diğer öykülerden de kısaca bahsedecek olursak ilk öykü olan “Bir Mayıs Gecesi Ve Suda Boğulan Kız” hikayesinde birbirini seven Levko ve Ganna’nın aşkı anlatılır. Levko işçidir ancak babası muhtar ve zengindir. Babası da Ganna’yı sevdiği için oğlu Levko’nun Ganna ile evlenmesine izin vermez. Öyküde suda boğulan kız efsanesi anlatılır ve bu efsanedeki hayalet kız Levko’ya Ganna ile evlenmesi için yardım eder, hikayede onların kavuşmasıyla son bulur.

İkinci hikayede ise “Neva Bulvarı” anlatılır. Neva bulvarını yazar, kısa bir öykü ile çok geniş bir biçimde tasvir eder.

Üçüncü öyküde kitabında adını aldığı Bir Delinin Hatıra Defteri anlatılır. Buradaki delide tıpkı palto hikayesindeki Akaki gibi fakirdir ve çalıştığı yerdeki albayın kızı Sofi’ye aşıktır. Bu deli yani İvanov köpeklerle konuşur ve Sofi’nin köpeğinin mektuplarını çalar. Sofinin başka biriyle evleneceğini öğrenir ve evi basar. Bu arada İspanya kralı 8. Ferdinand tahtını terketmiştir. İvanov ise yeni İspanya Kralı’nın kendisi olduğunu zanneder ve bunu insanlara söyler. Artık kraldır ve Sofi ile evlenebileceğini düşünür. Öykünün sonunda İvanov’u akıl hastanesine götürürler ama o kendinin İspanya’ya gittiğini ve orada Kral 8.Ferdinand olduğunu, tahtına oturacağını zanneder. Artık akıl hastanesi İspanya, oradaki deliler halkı, kendisi de oranın kralıdır.

Dördüncü hikayenin adı ise “Burun”dur. Burada özel eğitim alarak rütbe kazanmış, sekizinci dereceden memur olan Binbaşı Kovalev’in bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmaması ile başlar olaylar ve Kovalev öykü boyunca burnunu arar. Bu burun ise o sabah berber İvan’ın ekmeğinin içinden çıkar ama İvan sarhoş olduğu için o burnu kendi kesip kesmediğini hatırlamaz ve bir beze sarıp göle atar. Kovalev burnu olmadan rütbe sahibi olamayacağını, alt sınıf olacağını düşünür. Çok üzülür ama yapacak bir şey yoktur. Aradan yedi ay geçer ve Kovalev bir sabah uyandığında burnunun yerine tekrar geri geldiğini görür ve çok sevinir. Öyküde burada son bulur. Bu anlatılan beş öyküye de dikkat edersek; yaşanılan olağanüstülükler delilerin hatıra defterinden alınmış belleklerinde kurguladıkları öykülerdir. Olayları anlatan deli insanlardır. Gogol bu eserinde devlet dairelerindeki üst sınıf memurları eleştirmiştir. Alt sınıfı ezme, kendini üstün görme, ayrım yapma makam sahiplerinin özellikleri olarak anlatılmıştır ve Gogol bu kitabında sadece adil bir dünya istemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top