Damdan Düşen Psikolog Özet

Damdan Düşen Psikolog
Damdan Düşen Psikolog Özet
Bu özet

Bu da olur muymuş dememek lazım. İnsanoğlu yaratılışı icabı sanırım hep daha iyisine bakıyor. Kazanılmışa ve başarılmış olana odaklanıyor. Halbuki kaybedişler, yok oluşlar, yeniden dirilişler ve sonra tekrar sakin durağan bir çizgi ile örülü insanoğlunun hayat dizesi.
Kitabı bitirdiğimde bir gece yarısı ve önümde yoğurt tabağı az evvel içtiğim puroyu hazmetmeye çalışıyor ve son yoğurt kaşığını da ağzıma götürüyordum. Çok tuhaf birşey aslında. Doğan Cüceloğlu’nun hayatında da yoğurdun çok ayrı bir yeri var. Büyük bir kaybedişin ardından ailesinden uzaklaşmasından sonra Türkiye’ye yerleşiyor ve kendince bir ticaret ve kazanç kapısı aralıyor. Lakin bir türlü kazanç sağlayamıyor ve günden güne elindeki para tükeniyor. Ve ciddi arayışlar. Arayışlar. Bir de bunun öncesinden bir süreç var tabi. Emlak Danışmanlığı. Karmaşık duygular.
İnsan hayatının tümü bir kısa filmin karelerinden oluşuyor aslında. Başarılar başarısızlıklar ve nihayetli bir ömrün adım adım kare kare son bulması. Kendi hayatı içerisinde bir serüvene sürükleyen kimin zaman pişmanlık kimi zaman büyük risklerle dolu kimi zamansa mutluluk huzur gözyaşı kahkaha ile devam edip sürüklüyor kendi hayatında Doğan Cüceloğlu. Ve farkında sizin hayatınızın önemli bir parçası haline dönüşüyor. Sizin kaderiniz onun kaderinden hisseler almaya başlıyor zira kendi gibi düşünmeye başlıyorsunuz. Yazar da tam bundan bahsediyor aslında. Ne kadar da birbirimizden etkilendiğimizden bahsediyor. Korku kültürü diyor. Anadolu insanının nasıl bir psikolojik zeminde yetiştiğini anlatırken bu zeminin aslında ne kadar sağlıksız olduğunu da örneklerle anlatıyor. Batı kültüründe ise bu kültürün tamamen zıddı bir psikolojik havanın olduğunu sorumluluk sahibi insanların başarılı kendine güvenen kendini ifade edebilen insanların nasıl bir ortamda yetiştiğini ve batının neredeyse her alandaki başarısının altında yatan en büyük nedenlerden birinin de özgüven ve başka insanlara ne olursa olsun saygılı olma duygusunun yattığını anlatmaya çalışıyor. Ve diyor ki elimde bir fırsat olsa bu korku kültürü ile aşırı özgüven duygusunu harmanlasam yani Anadolu kültürü ile batı kültüründen müteşekkil bir toplum kültürü çıkarsam orta yola dair ne güzel olur diyor.
Hayatın doğal seyrince bir evlat bir kardeş bir öğrenci bir genç bir baba bir kimi zaman bir akademisyen kimi zaman bir tüccar veya işçi veya cebinde beş kuruş parası kalmış bir işsizdi Cüceloğlu. Hepimizin ortak hikayesinin dışında Batı kültürünün zenginlikleri ve farklılıklarını kendi öz kültürümüz ie sürekli bir mukayese halinde yaşıyor tüm bu süreçleri.
Cüceloğlu bir psikolog. Toplumsal analizler yapabilme ve kişisel dürtüleri iletişim psikolojisini ve insan kabulünü net bir şekilde analiz edip görebilme imkanına sahip. Evlilik hayatı ve aile ortamlarından ciddi dersler ve hatıralar çıkartarak korku kültürü ile sıcak Anadolu ikliminin enerjisinin aileye yansımalarından bahsediyor sürekli. İlk evlilik hayatında ruhsal bütünlüğü sağlayamamayı da tam da bu konular üzerinden ele alıyor. Bütünleşememek ve ruhların dansını gerçekleştirememekten bahsediyor. Aynı kültürden iki insanın nasıl ruhlarını dans ettirebileceklerinden fakat değişip gelişememe risklerinden de söz ediyor. İşte burası ciddi bir travma. Yani farklılık mı benzerlik mi? Tercih tamamen biz de. Değişip gelişmenin bedeline katlanmak istiyorsak diyor bu farklılık ortamını kabullenmek zorundayız. Yoksa durağan sakin bütünleşik ayrımsız bir evlilik ya da birliktelik insan ne kazandırabilir ki diye de ilişkileri sorguluyor.
Kitapta dikkatimi çeken en güzel şeylerden biri de Doğan Hocanın Anadolu insanına olan sevgisi ve güveni oldu. Bir tespitinde diyor ki ortalama zekaya sahip bir Türk İnsanı orada çok başarılı oluyor. Ciddi başarılar yakalayabiliyor. Çünkü Türk insanı değer bulmuyor Anadolu’da. Değerli değil. Düşünceleri ile hayata kattıklarıyla kabiliyetleri ile değerli değil. Ama Batıda (Bu arada batıyı özellikle ABD olarak tanımlıyor.) azıcık değer görsün, kendisine değer verilsin Türk insanı hemen verimli hale dönüşüyor. Daha başarılı oluyor. Burada tabi bu değer görmek önemseme yada dikkate alınma sadece bize has bir durum değil. Doğan Hocaya göre bu ABD’nin eğitim sisteminin de zeminini teşkil ediyor. Orada bilgiye ve sorgulamaya en doğru olanı bulmaya bir merak var. Bireyde görülen en ufak potansiyel bile çok değerli. Potansiyel sahibi olanlara başka nasıl bir değer katarız bunun endişesi ile sürekli, değerlerin desteklendiğinden bahsediyor. Üniversitelerin bir keşfetme merkezi haline dönüştüğünü de aktaran Doğan Hoca, düşünen insan için organize olmuş bir yapı olarak bahsediyor üniversitelerden.
Her iki toplum arasında sürekli bir mukayese geliştiren Doğan Hoca, toplumlardaki kurumsal yapılar ve insan psikolojisi üzerine devam ettiriyor bu mukayeselerini.
Özellikle kadın erkek ilişkilerindeki özgürlükçü duruş bakış açısına çok da alışamadığı ortada. Bunu eşli ziyaretlerdeki rahat tavırlara gösterdiği tepkilerden anlamak mümkün. Bununla birlikte bireyler arasındaki bu özgür duruşun aynı zamanda bir samimiyet ortamı oluşturduğuna ve Anadolu insanında korku kültürünün de etkisi ile rahat olmayan bir ortam ve doğal sonuç olarak samimiyetten uzak, perde perde kişilik sonuçlarının olduğundan bahsediyor. Kendi ailesinden de sürekli örnekler veren Hoca, insanların birbirleri hakkında neler düşündükleriyle ilgili bizdeki tabular ve Batı kültüründeki serbestliğin ilk andan itibaren dikkat çektiğinden bahsediyor ve ilişkiler arasındaki dürüst kalabilme, olaylara ve durumlara karşı samimi tavırlar sergileyebilme noktasında Batı kültürünün üstünlüklerinden bahsediyor.
İnsanın kendinde ciddi bir yolculuğa çıktığı kitabı okumanızı hararetle tavsiye ediyorum.

Doğan CÜCELOĞLU

Kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan bir psikolog ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanıdır. Çok sayıdaki kişisel gelişim kitabı ile Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceler.

Mersin’in Silifke ilçesinde 11 çocuklu bir ailenin 11. çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve ortaokulu orada bitirmiştir. Ankara ve Kırklareli’de liseyi bitirip İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. ABD’de Illinois Üniversitesi’nde Bilişsel Psikoloji doktorasını yapmıştır.

Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi iӀe Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışmış, Fulbright bursu ile Berkeley’deki Californiya Üniversitesi’nde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bir sene görev almıştır.

1980-1996 yılları arasında ABD’deki Fullerton şehrinde California Eyalet Üniversitesi’nde görev yapmıştır. 1996’dan bu yana Türkiye’de üniversite öğrencilerine, öğretmenlere, ana-babalara ve iş adamlarına yönelik seminerler, konferanslar ve atölye çalışmaları düzenlemektedir. Psikoloji üzerine birçok kitap yazmıştır ve bunların hepsi eğitici kitaplardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top