Daniel Defoe- Robinson Crusoe Kitap Özeti

thumbnail

ROMANIN KÜNYESİ

  • Robinson Crusoe.

  • Yazar: Daniel Defoe

  • Yayınlanma tarihi: 25 Nisan 1719

  • Özgün dili: İngilizce

  • Türler: Kurgu, Roman, Macera romanı, Çocuk edebiyatı, Tarihsel Kurgu,

ESER HAKKINDA

Yazıda  Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazar Jonathan Swift‘in hayatı,  diğer romanları, Robinson Crusoe   adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır

ESER VE YAZAR HAKKINDA

Robinson Crusoe adlı roman Daniel Defoe’nun 1719 yılında yazıp yayımladığı bazı edebiyat tarihçileri tarafından İngiliz Edebiyatının ilk romanı olarak kabul edilen romanıdır. 17. Yüzyılda Dryden ile birlikte John Bunyan(1628-1688)’in kaleme aldığı “The Pilgrim’s Progress”(Hacı’nın Terakkisi) bazı eleştirmen ve tarihçiler tarafından yazılan ilk roman olarak kabul edilse de,  eleştirmenlerin pek çoğu Robinson Crusoe’nun İngiliz edebiyatında yazılmış olan ilk roman olduğu üzerinde mutabık kalmaktadırlar. Daniel Defoe: (1660-1731) Bu eseri altmış yaşında iken yazmış, Robinson Cruose’yu yazana kadar, bir tüccar, ekonomist, gazeteci ve ajan olarak çalışmıştır. [1] Bir zamanlar Osmanlı toprakları olan Romanya’dan İngiltere’ye göçen bir aileye mensup olan ve Osmanlı geleneklerini iyi bilen  İngiliz kültürünü yeren mektuplarını Osmanlı Devlet adamlarına bilgi ve öneri amacıyla gönderen Daniel Defoe’nun Osmanlı ajanı olduğu sanılmaktadır. [2]

Nitekim bu alaka  romanında da gözükür. Robenson Crusoe’nun bindiği gemi Faslı korsanlar tarafından ele geçirilir ve Robenson bir Türk’e esir olarak satılır.

Kitap ilk kez  25 Nisan 1719 yılında basılmış gördüğü ilgi üzerine tükenen kitap bir yıl içinde dört baskı daha yapmıştır. Sonraki yıllarda da artan bir ilgi gören esere yazarı tarafından “Robinson’un adadan kurtulduktan sonraki yaşadığı serüvenleri anlatan bölümler de eklendi. Fakat bu kısımlar içerdiği diğer milletleri aşağılayıcı ve eleştirel yaklaşımlar sebebiyle ilk kısımları kadar evrensel bir ilgi kazanamamıştır. “ [3].Sonradan eklenen ve Robinson Crusoe’nun Yeni Serüvenleri adı verilen ikinci kitapta, Robinson döner. Burada bir süre kaldıktan sonra yine denize açılır. Madagaskar’dan, Çin’e Rusya’ya geçerek İngiltere’ye döner. Bu yolculuklarda ticaret yapar ve kendi kültürünü bu ülkelerinkiyle karşılaştırır.[4]

Roman, kendinden sonraki yazarları derinden etkilemiş ve çok sevilmiş olduğundan 18. yüzyılın başına kadar çok sayıda benzeri konulu romanın yazılmasına vesile olmuştur. “Benzer konudaki edebiyatı da “robinsonadlar” başlığı altında sonrakilere bağlamış, eserin onlarca taklidi çıkmıştır. [5]

Eser hemen her dile çevrilmiş her ülkede en çok okunan ve satılan romanların başında gelmiştir.)   Daniel Defoe‘nin Robinson Crusoe’ adlı çevirisi  edebiyatımızın ilk çeviri romanlarından birisi olmuştur. Daniel Defoe’nin Robinson Crusoe’ adlı eserini Türkçeye ilk çeviren kişi Vakanüvis Ahmet Lütfi’ Efendi’dir. Vakanüvis Ahmet Lütfi’ Efendi’nin yaptığı bu çeviri ayrıca edebiyatımızın ilk çeviri romanlarından birisi olmuştur. [6]

Kitap, Alman asıllı orta halli bir ailenin en küçük oğlu olan Robinson Kreutzner’in babasının itirazlarına rağmen, dünyayı gezme hayaline kapılarak denizlere açılması,  seyahat ettiği gemi batınca ıssız bir adaya sığınması ve bu sırada karşılaştığı olayları anlatır. Robinson Crusoe bu ıssız adaya düşecek ve bu adada 28 sene yapayalnız kalacaktır.

Sonraki yıllarda kitabın konusunun özgün olmadığı yönünde tartışmalar çıkmış” bu konun gerçek hayatta, eski adı Isla Mas a Tierra olan bir adada yalnız yaşamış Alexander Selkirk adlı İskoç bir denizcinin 1709 yılında Woodes Rogers tarafından kurtarılmasından hareketle ve onun hayatından ilham alınarak yazıldığı iddia edilmiştir.  “ [7] Romanın yazılmasından önce Alexandre Shelkik isminde bir İngiliz, Brezilya açıklarında batan bir gemiden kurtulan tek kişi olarak bir adada, takriben beş seneye yakın mahsur kalmış ve bir ticaret gemisi tarafından fark edilip,  Londra’ya getirilmiştir.[8] Kimilerine göre Defoe, Shelkik’le tanışarak bir mülakat yapmış daha sonra da bu eseri meydana getirmiştir.

Eser, bir macera romanıdır. Bununla birlikte eserde dürüstlük, cesaret, özveri, yaratıcılık, dayanışma ve serüven duygusu gibi kavramlar tema olarak karşımıza çıkar. Eser bu yönleri evrensel bir boyut kazanmış, hemen her dile çevrilerek okunmuştur.  Eser pek çok listede dünyanın en iyi romanları arasında gösterilmiş, ülkemizdeki MEB Yüz Temel Eser listesi arasına da girmiştir.[9]

Çok sevilen eser defalarca filme de alınmıştır.

ESERİN KONUSU

Roman, doğa ile insan mücadelesini ele alan, en ilkel insanların dahi eğitilebileceğini ortaya koyan, eğitimli, medeni ve kendine güvenen bir insanın ıssız bir adada tek başına yaşayabileceğini yalnız başına dahi ayakta kalabileceği konusunu işlemiştir. Adada tek başına yıllarca yaşamak zorunda kalan bir kişiyi anlatan roman aynı zamanda sömürge tarihi ile ilgili ilgi çekici bilgilerle de doludur.

ESERİN YAZILDIĞI DÖNEM HAKKINDA BİLGİLER

Batı Avrupa o dönemde sömürge elde etme yarışı içindedir.  Bu yarışta önde gözüken Portekiz ve İspanyol üstünlüğü yavaş yavaş Hollanda (Flemenk) ve İngilizlerin eline geçmektedir.  İngilizler Hindistan, Çin ve Okyanusya bölgesinde önemli sömürgeler elde etmeye başlamıştır. Portekiz sömürge tarihi başarılı döneminden artık uzaklaşmaktadır. Bu dönemde İngiltere “ Üzerinde Güneş batmayan imparatorluk “haline gelmiş sayılır. Artık dünya deniz ticaretinin ve dünya deniz gücünün en güçlü ülkesi olmaktadır. Eser tam olarak İngiltere’nin bu günlerdeki tarihi misyonuna uygun bir zamanda yazılmıştır.

Romanın Karakterleri

Robinson Crusoe:  Deniz kazası sonucu batan gemiden kurtulan tek kişi olarak çıktığı kimsesiz bir adada, kendine duyduğu güvenle yaşayan becerikli, zeki, maceraperest bir kişidir.

Friday (Cuma): Robinson’un eğiterek kendisine arkadaş yaptığı,  vahşi yerli ve sadık dostudur. Yamyam bir köle iken Robinson Crusoe, onu ehlileştirmiş ve medeni bir insan haline getirmiştir.

ROBİNSON CRUSOE ÖZETİ  [10]

Robinson Crusoe babasının aksi yönde gösterdiği çabalarına rağmen serüven düşkünü bir genç olarak yetişir. Babası onun bir avukat olmasını istemiş ama dünyayı gezmek isteyen maceraperest olmuştur. Denizcilik, serüven ve dünyayı gezmek aşkı ile yanıp tutuşan Robinson babasına karşı gelerek on dokuz yaşında iken 1 Eylül 1651′de, Hull adındaki liman kasabasından, Londra’ya gidecek bir gemiye binerek Londra’dan uzaklaşır.

Gemi limandan ayrılır ayrılmaz, büyük bir fırtına çıkar.  Çok korkan Crusoe’nun, sarsıntıdan başı döner ve hastalanır. Bu olaydan çok kokunca “ sağ salim bir limana varırsa anne ve babasının yanına dönüp onların sözlerinden dışarıya çıkmamaya karar verir.  Fırtına bitip, karaya çıkınca hastalığını da, kendine verdiği bu sözü de unutmuş, iyileşir iyileşmez, bu kez Afrika’ya mal götüren bir gemiye binerek seyahate yönelmiştir. Afrika’da ticari eşya satan bir gemide çalışmaya başlar. Gemi yolda Faslı korsanların hücumuna uğrayınca gemideki diğer tayfalar ile birlikte tutsak edilir ve Robenson bir Türk’e esir olarak satılır. Ama Robenson her şeyi göze alarak satıldığı gemiden bir kayık ile kaçar ve bir süre sonra bir Portekiz şilebi tarafından kurtarılır.

Şilep onu Brezilya’ya götürür. Orada, şekerkamışı tarımı yapmaya başlamış ve zengin olmuştur. İşlerini büyütünce, ortağı Afrika’ya giderek köle getirme işini teklif eder. Böylece ucuz işçi bulacaklar daha zengin olacaklardır. Böylece, geliri daha çok artacak, yapması gereken işlere para bulabilecektir. Bu sebepten olan başka bir üreticiyle Afrika’ya gidip köle getirmeye karar verir. Ne var ki Güney Afrika’nın kuzeydoğusundaki bilinmeyen bir adanın açığında gittikleri gemi batar.  Robinson’dan başka herkes  bu kazada ölmüş olur.

Dalgalar onu bu adaya sürüklemiş,  bıçağından, piposundan ve bir miktar tütününden başka bir şey kalmamıştır. Adada hiç kimse yoktur. Geminin tamamen batmamış olması Robinson’un işine gelecektir. Ertesi gün bir sal yaparak ve batan gemiden kullanabileceği eşyaları adaya taşımaya başlamıştır. Daha sonra kendine bir kulübe inşa etmiş, On beş gün boyunca gidip gelip gemide bulduğu yiyecek içecek, silah, barut, içki, giysi gibi şeyleri kıyıya taşımıştır.  Getirdiği değerli şeyler arasında36 İngiliz altını da bulunmaktadır.  Bu adada bu altınların yaran olmayacaktır, ama hayatta kaldığı için de Tanrıya şükretmektedir. Başından geçenleri de günü gününe yazmaya karar vermiştir.

Kıyıya yakın bir kır evi yapmaya başlamıştır. Adadaki yaban keçilerini avlayarak etlerini yiyip derilerini kullanmak için kurutur. Gemiden getirdiği arpa ve mısırları eker. Ancak mevsim uygun olmadığından hiçbiri ürün vermemiş diktiği fidanlar da tutmamıştır. Adadan ayrılmak için  sedir ağaçlarından büyük bir kayık yapar; fakat kayık çok ağır olduğu için denize indiremez. Zamanla ekmeyi başarmış bir papağanı da eğiterek onunla konuşmaya başlamıştır. Gemiden bulduğu mürekkep ve kalemle de başından geçenleri yazmaya başlamıştır.

Sonunda buğday ekmesini, keçileri uysallaştırıp beslemesini öğrenir.  Kır evini sağlamlaştırır. Aradan on iki yıl geçer. Bir gün,  sahilde yürürken insan izlerine rastlar. Kimin izi olduğunu bulmak için yakındaki bir mağaraya saklanır, sahili gözlemeye çalışır. Çevredeki mağaraları yıllarca araştırır. Ama kimseyi göremez.  Bu olayın üzerinden bir on yıl daha geçince ayak izlerini  ilk kez gördüğü sahilde, bu kez insan kemikleri ve parçalanmış insan vücutları görür.  Güney Afrika kıtasındaki yamyamların savaş tutsaklarını buraya getirip yediklerini anlamıştır.  Bu durumdan dehşete kapılır. Bir yere saklanarak yamyamlar tekrar geldiğinde onları öldürmeye karar verir. Bir mağarayı küçük bir kale haline getirir. Ve bir gün, çevreyi gözetlerken, otuz kadar vahşinin, bir ateş önünde, tiksindirici bir şekilde dans ettiklerini görür. Robinson, dolu iki silahı ve bir kılıcıyla yamyamların üzerine saldırır. Ama onlar tutsaklardan birini pişirmiş, diğerini öldürmeye hazırlanmaktadır. Robinson, birçok yamyamı öldürmüş, diğerleri ise, kölelerden birini bırakarak kaçmıştır. Yirmi dört yıl tek başına yaşadıktan sonra, Robinson’un artık arkadaşı vardır.

Robinson’un kurtardığı adam da bir yamyamdır. Onu Cuma günü kurtardığı için adına Friday (“Cuma”) der. Robinson onu kır evine götürüp onu eğitir. Yamyam olan arkadaşını medenileştirir. Zeki biri olan Cuma, İngilizceyi öğrenmeye çalışır. Konuşmayı öğrenen Cuma kendi yaşadığı adada on yedi beyazın köle olarak tutulduğunu söyler.  Robinson, onları kurtarmaya karar verir.  İkisi el ele verip sağlam bir kano (kayık) yaparlar. Tam denize açılacakken, üç kano dolusu vahşi, üç köleyi adaya getirirler. Kölelerden biri beyazdır. Robinson ve Cuma, ellerindeki ateşli silahlarla vahşilere saldırır. Yirmi bir vahşinin dördü hariç hepsini öldürür, iki köleyi kurtarır.  Kurtarılan kölelerden biri Cuma’nın babasıdır. Baba ve oğulun kucaklaşması büyük bir sevinç yaratır.

Kurtardıkları beyaz adam Robinson’un da olduğu batan gemiden kurtulan yaşlı bir İspanyol’dur. Robinson, bu İspanyol’u, Cuma’nın babasıyla beyazlan kurtarmaları için yaptıkları kanoyla adaya gönderir. Bu sırada adanın ilerisinde bir İngiliz gemisi görünmüştür. Geminin kaptanı, iki gemiciyle birlikte, isyankâr tayfalar tarafından sahile gönderilmiştir.  Robinson ve Cuma, onlara yardım ederek gemiyi ele geçirir. İsyan bastırılır. Geminin yönetimi yeniden kaptana geçer. İsyancı tayfalar, İngiltere’ye dönüp asılmaktansa, Robinson’un adasında kalmayı tercih ederler. İspanyolun ve Cuma’nın babasının Cuma’nın adasındaki tutsakları kurtardığını da öğrenir. Robinson, otuz iki yıl sonra Cuma ile birlikte İngiltere’ye dönmüştür.

Robinson,  artık zengin bir adamdır. Batık İspanyol gemisinden aldığı altınlardan başka, Portekizli kaptan, ona 10.000 İngiliz altını vermiştir. Anne babasının yaşadığı Yorkshire’a gidince onların öldüğünü öğrenmiştir. Ailesinin kendisine bıraktıkları parayı da alarak İngiltere’ye dönmüştür. İngiltere de evlenmiş çocukları da olmuştur. Fakat karısı aniden ölür. Bunun üzerine, adasının durumunu yeniden görmek için yeni bir sefere başlar.

ALINTI : https://www.npg.org.uk/collections/search/portrait/mw01776/Daniel-Defoe

YAZAR HAKKINDA BİLGİ 

Daniel Defoe, (1659 [?] –24 Nisan 1731), İngiliz yazar ve gazeteci.

1660 yılında Londra’da doğdu. Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi. 1685’te İngiltere kralı II. James’e karşı başlatılan ayaklanmaya katıldı. Yaşamının çeşitli dönemlerinde tüccarlık, fabrikatörlük, devlet memurluğu ve hatta casusluk yaptı. 40 yaşında gazetecilikte karar kıldı, bundan birkaç yıl sonra da roman yazmaya başladı. Yayımladığı siyasal dergi kitapçıklarındaki sert tutumu yüzünden birçok kez hapse girdi. 1731 yılında doğduğu yerde, Londra’da öldü. Hayatı boyunca siyaset hayatına büyük ilgi duymuştur.

Daniel Dafoe’nin aile kökenleri Romanya’ya dayanmaktadır, Romanya’dan göçen ailesinin Osmanlı geleneklerini ona da öğrettiği bazı kaynaklarda geçmektedir. Yine İngiltere’de İngiliz kültürünü yeren mektuplarını Osmanlı Devlet adamlarına bilgi ve öneri amacıyla gönderdiği bilinmektedir. Bunun dışında Aytunç Altındal gibi yazarlar Osmanlı için casusluk yaptığının açık olduğunu söylerler.[11]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top