Mrat Menteş-Korkma ben varım!!

thumbnail

–>”Korkma Ben Varım!” kaosun günlük yaşamın eşanlamlısı olarak görüldüğü bugünün koşullarında çok iddialı bir vaad. İddialı olmasının yanında kişiyi özel ve güzel hissettiren cümlelerin belki de en cesuru. Murat Menteş’in aynı isimli romanı Türk edebiyatı için çok iddialı ve bir o kadar da başarılı bir eser. Zira son dönemde en iyimserlerimiz için bile üzerinde düşünülebilecek, kafa yorup yorumlanabilecek, cümleleri tekrar tekrar okunabilecek araştırmacı romancı bir elin parmaklarını geçmez.

Murat Menteş‘le ben ilkin “Dublörün Dilemması” isimli romanla tanıştım. İnsanın kafasını karıştıran, bir dakika ne güzel bir betimleme deyip bazı cümleleri tekrar tekrar okunan eğlenceli bir o kadar da yaratıcı  bir roman olan Dublörün Dilemması beni yeni bir kıta keşfetmişcesine heyecanlandırmıştı. Murat Menteş‘i Alper Canıgüz‘le birlikte keşfetmiştim. “İki genç bomba gibi romancı geldi Türk edebiyatına, yaşasın” demiştim. Menteş‘i Canıgüz romanlarının biraz önüne yerleştirmiştim kütüphanemde sonra da yeni romanı beklemeye koyulmuştum.

Şimdi farkediyorum da mevcut beğenimin çok altında bir araştırma yapmışım Murat Menteş üzerine. Bence iyi bir roman okuru hele de romancı araştırmacı bir romancıysa iyi araştırılarak eksiği gediği, fazlası, artısı soruşturularak okunmalı. Bu noktada Murat Menteş’ten özür dilemeliyim. “Korkma Ben Varım” romanını dün bitirdim ve sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazıyorum, bu nedenle kendi standartlarımda bile çok nesnel olamayabilirim. Bu roman bana ilkin “yazarını daha iyi tanı” komutunu verdi. Romanın çeşitli bölümlerinde Murat Menteş’te neyin nesiydi diye google yardımına koştum.

Romanın ilk cümlesinden itibaren üzerinde tek tek düşünülmüş, inci gibi dizilmiş, ne zekice betimler yapıyor bu yazar dedim. İlerleyen cümlelerde ise böyle güzel betimlemeler yapan kişi keşke şair olsaymış diye düşündüm. Sonra google beni uyardı. Yazarımız zaten hatırı sayılır bir okuyucu kitlesi olan ve son şiir kitabı “Garanti Karantina”yı yakın zamanda yayımlamış bir şairmiş. İlk cehalet tokadını yiyip, daha çok araştırdım.

Murat Menteş, röportajlarında kendisiyle ilgili olumlu düşüncelerimi bir kaç kat arttırmam gerektiğini kanıtlayan ifadeler kullanmış. Polisiye-macera romanı olarak satılan “Korkma Ben Varım” romanını tek cümleyle “Çok iyi bir adam var, ondan daha iyi bir adam daha var, ikisinden de daha iyi olan bir başka adam bunları öldürüyor” ifadesiyle özetlemiş. Aslında bu cümleden daha iyi bir özet yapmak çok zor ama ben yine de biraz daha ayrıntıya girmek istiyorum.

Hayatın kum saatinin kendini kaybettiği günümüz koşullarında “Romanı bir otomobil gibi tasarlıyorum” diyen yazarımız gerçekten çok hızlı bir roman kaleme almış. Romanda Rio Karnavalındaki renkli kostümlü dansçılarla yarışacak denli renkli karakterler ve en güçlü aksiyon filmlerindeki olaylardan daha hızlı olay örgüsü okuru şapşala çeviriyor. Oya gibi özenle, sindirerek kaleme alınmış betimlemeler de bununla tamamen karşıt bir biçimde en kırmızısından “DUR” işareti veriyor. Bazı betimlemeler öyle şahane ki okur yüzünde pis bir gülümsemeyle “A bak ne demiş” nidası eşliğinde yeniden cümle başına dönüyor.

Karakterler en az iki üç romanı kurtaracak kadar yoğun işlenmiş, türlü renkleri okuyucuyla büyük bir cömertlikle paylaşılmış. Roman kahramanları Rio Karnavalı‘ndaki dansçılar kadar renkli dedim ama isimleri karakterlerden de renkli.  Hayati Tehlike, Enver Paşa, Müntekim Gıcırbey, Şebnem Şibumi, Abidin Dandini, Atom Bombacıyan.. Kahramanlardan ilk aklıma  gelenlerin isimleri böyle. Kitabı şimdi şöyle bir karıştırsam diyer yaratıcı isimleri de paylaşabilirim ama yapmayacağım. Zira bu isimler ilkin beni pek bir güldürdü ama akabinde de derin düşüncelere sevketti. Bu şakacı isimler bir noktadan sonra kabak tadı verebilir ve roman karakterinin gerçekçiliğini yok edebilirdi. Ama korktuğum gibi olmadı. Çünkü roman kahramanları, yaşadıkları tüm çalkantılar, duygu yoğunlukları da o kadar gerçek ki. Pek çoğunun yaşadığına benzer sıkıntıları ve hayata dair sorgulamalarını gerçek hayatta hemen herkes yaşıyor. İnanın. Yani kahramanlar renkli dansçılardan kat be kat gerçek.

Resmen aşk romanı 

Romanla ilgili ilk itirazım ise romanın bir macera-polisiye roman kategorisine sokulması meselesi üzerine. Tamam romanda belki her cümlede birileri korkunç bir biçimde, inanılmaz bir hızla cinayete kurban gidiyor ama yine de bu roman bana göre iyi bir aşk romanı. Şebnem Şubimi‘ye hem Müntekim Gıcırbey’in hem de Hayati Tehlike nam-ı diğer Enver Paşa’nın aşkı dillere destan olacak güzellikte. Yazarın günümüz aşklarını ironik bir biçimde naifçe eleştiren Gönül İşleri Bakanlığı kurumu da gerçekten çok yaratıcı bir kurum. Kusursuz bir kurguyla her türlü cinayet, entrika, tarikatler, şeyhler, aşıklar yer alıyor bu karnavalda. Bu yüzden sınıflandırmak hakikaten zor. Bir de 11 sayfalık misafir sanatçı Ersin Karabulut’un katkılarıyla çizgi roman kısmı var desem. Ne ararsak var resmen burada. İddialı yazarımız kitabın girişine “Bu kitapta anlatılan olayların hepsi gerçektir, fakat hiçbiri henüz cereyan etmemiştir” notu düşmüş de bize bir nebze olsun yardımcı olmuş. Ne güzel.

“İslami edebiyatın güçlü kalemi” -ne demekse- olarak gösterilen Murat Menteş’in romanları Tarantino’nun şair yazar biçimine bürünmüş hali olarak tanımlanıyor hemen her yerde. Ancak Menteş bu iki yakıştırmadan da hazetmiyor.

İlk baskısı satışa çıktığı gün tükenen “Korkma Ben Varım” ayrıca beni, romanın en şahane kahramanlarından Abidin Dandini’nin ölüm, terör, şiddet ve cinayet gibi karışık kavramları bir çırpıda leblebi gibi yutturduğu düşünceleriyle de vurdu. Dandini’den bazı incileri yazmazsam olmaz:

* Terör artık bireyin özne niteliğini açığa vurmak için yapabileceği tek eylem türüdür.

* Küresel kötülük sistemin bir parçası olduğumuz için otomatikman suçluyuz. Sistemleştirilmiş ihlale angaje olmuş vaziyetteyiz. Korku düzenine itaat ettiğimiz için rehine, bu yolla düzenin ömrüne ömür kattığımız için de teröristiz.
* Delilik artık düşünmek, soru sormak ve en korkuncu itiraz etmektir.
* Düşünmüyoruz, çünkü deliyiz ve özgürlükten kaçıyoruz. Hapishanede idman yapan mahkûmlarız.
* Kaçış artık intihar teşebbüsü havası taşıyan bir vazgeçiş ve terk ediştir.
* Çağdaş meşruiyetin temeli, hakikat aleyhtarlığıdır. Birey ise körkütük budalalığın bedenleşmiş halidir.

Romanda göz çıkarmadan bazı göndermeler yapılması da çok hoş olmuş bana göre. Alper Canıgüz‘e selam, Dublörün Dilemması’na tatlı bir göz kırpma yerli yerinde. Roman içinde geçen şarkılar da öyle tamamlayıcı olmuş ki duyduğuma göre romanın soundtrack’i bile yapılmış. Ben de buraya bir şarkı kondurmak istiyorum romandan.

http://www.youtube.com/watch?v=PxYyZyYKVYA&feature=related

Araştırmacı romancılık, dille oynanan oyunlardaki ustalık bir yana bu romanda hayal gücünün sonsuz gücünü yeniden keşfediyoruz. Ancak romanla ilgili birkaç küçük eleştirimi de yazmazsam olmaz. İlkin, romancının dile hakim olduğunu her fırsatta göstermesi güzel ama bazı betimlemeler zoraki kaçmış, uzun tasvirlerin bazıları “Şu cümle bitse de sadede gelsek” hissi uyandırıyor. İkinci olarak, her tarihin ardından tarihte bugünlerin sıralanması ilk seferlerde çok hoş bir tat bırakıyor ancak daha sonra uzun uzadıya sıralanması dildeki hoş tortuyu tatsızlaştırıyor.  Yani dolambaçlar yazarımızın tarzı fakat bazı dolambaçlar dolandıkça dolanmasa daha iyi.

Son olarak, “Korkma Ben Varım” hayattan çaldığı her anın karşılığını fazlasıyla veriyor bence. Okunmaya değer, üzerinde düşünmeye de değer. Bir de romanda Hayati Teklike’nin 5 yaşındaki oğlu Gerçek Tehlike’nin ağzından yazılmış kısımlar gerçekten çok lezizdi. Murat Menteş iyi bir anlatıcı, keşke bir de çocuklara masallar yazsa, ne iyi olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top