V Kadınları (İkinci Kitap) – Bram Stoker’in Masası – Aylin

thumbnail

Kitap önerileri listemdeki Aylin Doğan’ın ikinci kitabı ”Bram Stoker’ın Masası”. Yazarın dili, üslubu hakkındaki görüşlerimden ilk kitabını eleştirirken bahsetmiştim.(Dili oldukça sade fakat kendi içinde bir ahengi var.) Henüz ikinci kitabı olmasına rağmen, ilk sayfasında kendine has tarzını yeniden hissettim. Şöyle ki; okur, özgün bir yazarın birden fazla kitabını okumuşsa, artık nerede karşılaşırsa tanır o satırları. Bu ikinci kitap ile birlikte belleğimde bir yazar tarzı daha kesinleşmiş oldu.

İlk olarak, önceki kitabına dair olumsuz tek eleştirim kısa ve bu yüzden de yüzeysel oluşuydu. Gariptir; ikinci kitabı da kısa fakat oldukça zengin. Bu kitabı okurken size tavsiyem;  bir yandan ”Lal” karakterinin müzik zevkiyle başlayıp (ismi kitapta geçiyor) sonra kendi yelkeninizle devam ederek hafif müzikler dinlemeniz, bir yandan da hikayenin içinde geçen bilmediğiniz kelimeleri ve olayları internetten araştırmanız.

Olaylar son hız  akıp giderken satır aralarındaki yeni edineceğiniz bilgilerle alacağınız haz iki katına çıkacaktır. Ön tarafta spiritüel olaylar vuku bulurken, arka fonda gizliden gizliye bir tılsım beliriyor ki işte yazarın ve kitabın asıl cevheri orada saklanıyor.

Diller tarihi, psişik-edebiyat tarihi, moda tarihi de var olay örgüsünün aralarına serpiştirilen. Yeni çıkan romanlar arasındaki en iddialılarından. Kitap önerileri listemdeki, bir ışık görüp merakla peşinden gittiğim eselerlerden. Ne yazık ki yine çok kısa, bitmesin diye az az okuyup günlere yaydıklarımdan.Kitap önerileri listemdeki; yaş (yine de tavsiyem +20), cinsiyet faketmeksizin mutlaka okunması gereken kitaplardan.

Bu kitapta edebiyat tarihinin paralel evreni var, bir zamanların  İtalyan modasının en çarpıcı magazin haberleri var, kelebekler detayıyla yine Murakami ve okurlarına çakılan bir selam var, aşk ve kin olgularına çarpıcı göndermeler var, iyi-kötü yaftalarına farklı bakan bir pencere var. Açılan her kapının ardında okurunu gülümseten özgün, renkli, ve -en doğal halleriyle- mükkemmelliken uzak karakterler var. Kadim zamanlardan bu yana gelebilmiş ritüller, en önemlisi güzel kadınlar var. Bizi fazlaca yerellikten uzaklaştırabilen bir dünya kültürü var.

Kendi hayatımızla ilgili yaptığımız seçimler gerçekten bize mi ait? Kader işin neresinde? Bulunduğumuz düzlem gerçekten bizim algılayabildiğimiz kadar mı. Düz mü? Bunların da -göreceli- cevapları var. Fakat bu var olanları; beylik laflarla, abartılı mecazlarla, ben bilirimci yazar egosuyla değil, şaşkın bir ana karakterin yaşadıklarıyla anlatan sivri bir zaka var..

Fantastik kitap önerileri, psikolojik kitap önerileri, sürükleyici kitap önerileri ve hatta felsefi kitap önerileri arayan dostlar, uçuş takımlarınızı yeniden hazırlayınız!

Ana karakter Lal, Murakami ve kedisi Tom’un da içinde bulunduğu enteresan olayların etkisinden henüz kurtulamamışken, bir telgraf alır. Telgraf Prag’dan, Matmazel Plüg’ün teyzesi Vera’dan gelir. Vera teyze, yeğeninin Prag’a dönmesindeki katkılarından dolayı Lal’e vafa borcu olduğunu yazar ve bir de teklifi vardır. İstanbul’da yaşayan sevgili kuzeni Gabriela’nın adresini verir ve oraya gitmesini rica eder.

Kocasından ayrılma eşiğinde olan ve beş parasız olan Lal için müthiş bir zamanlamadır. ”Daha fazla ne olabilir ki”düşüncesine en uygun zamandadır çünkü. Yine başına bela alacağını hissetse de, verilen adresin boğaza nazır bir yalı olmasının da verdiği merakla kendini hayal gibi bir bahçede buluverir. Bu kararı vermesinde etkili olan Hüso ve Levent Ka, tabii ki yeni maceralarda Lal’i yalnız bırakmayacaklardır.

Gabriela,  nam-ı diğer Vanya. V Kadınları’nın tanıyacağımız ikinci kadını.İsminin anlamı; İbranice’de ”Tanrı’nın hediyesi”, Antik Yunanca’da ”iyi haberler getiren kelebek” olan Vanya. Bahçesinde rengarenk kelebekleri ve yaşam enerjisi ile hiç yaşlanmayan hep genç, hep güzel… Diğer tarafta, yine hiç yaşlanmayanlardan Mina. Drakula’nın soylu üç kız kardeşinden en kıymet verdiği… Ardından Bram Stoker. ”Drakula”yı yazarak ünlü vampir efsanesini başlatıp dünyaca ünlenecek olan fakat yaşadığı aşk ile kendini kaybeden bir garip yazar. Ve Giovanni. İtalyan modasının dev ismi, Gabriela’nın en derin yarası. Tüm bunların arasındaki zaman ve mekan sınırı olmayan aşk- nefret üçlemeleri…

Peki ya bizim Lal tüm bunların arasına neden ve nasıl düşüveriyor? Lal’in bu evrendeki görevi ne ? V kadınlarının gizemi yavaş yavaş çözülüyor!

Seriinin üçüncü kitabı; ”Oscar Wilde’ın Tablosu” imiş. Bakalım sırada V kadınlarından hangisi var ve bizi neler bekliyor.

Keyifli okumalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top